YEŞİL YAŞAMLA İLGİLİ TÜM MERAK ETTİKLERİNİZ İÇİN...

Yeşil yaşam, hava ve toprak kirliliğine neden olmadan ormanları koruyarak, ekosistemi gözeterek, gezegenimizin azalan doğal kaynaklarının devamlılığını sağlayarak ve doğanın niteliklerini geliştirerek bilinçli şekilde sürdürülen bir hayat biçimini ifade eder.Bu yaşam tarzı sağlıklı bir dünyada sağlıklı nesiller büyütmek adına atılmış güçlü bir adımdır.

Anneler ve babalar burada yeşil yaşamla ve yeşil ürünlerle ilgili bilgiler bulabilirler..



3 Aralık 2010 Cuma

EVLERDE 2011 HAZIRLIĞI

Bu yıl başı Greengoods ekibi için ayrı bir önem taşıyor.Ekibimizin birlikte geçireceği ilk yılbaşı ve Aralık ayı başladığından beri de yeni yıl hazırlıkları hakkında sürekli "evde yapılabilecek, çocuklarında katılımının sağlanabileceği ve tabii ki mümkün olduğunca kullanılmış malzemelerden elde edebileceğimiz şık yılbaşı süsleri" konuşur hale geldik.
İşte sizlere yılbaşı hazırlıklarında kullanabileceğiniz, aldığınız ya da evde bulunan herhangi bir kağıtttan üretebileceğiniz bir yılbaşı süsü...Çocuklarınızda bunları sizlerle birlikte yapmaya bayılacaklar ve bu hazırlıklar aynı zamanda keyifli bir etkinliğe dönüşecek.

Herhangi bir kağıdı bildiğimiz "tuzluk yapma " formunda hazırlıyorsunuz ve kat yerlerini belirliyorsunuz.
4 noktasından makasla yarısına kadar kesiyorsunuz.
Oluşan kesişk yerlerini 2şer 2şer birleştirip yıldızları oluşturuyorsunuz ve yapıştırıyorsunuz.
Şekliniz işte birdenbire 3 boyut kazandı yıldınız neredeyse hazır.
Aynısından bir tane daha hazırlayıp bunları sırt sırta yapıştırdığınızda harika yıldızlarınız yeni yıla hazır artık...





30 Kasım 2010 Salı

BİOPLASTİKLER



Zeynep Güney in çevirisi ile Metropolis Magazin den  Mason Currey in Bioplastikler hakkındaki önemli yazısını sizlerle paylaşmak istedim.
"Ciddi bir çevresel tehdit olan plastiklerin kullanımı engellenemez hale geldikçe, organik hammaddeli alternatifleri de giderek daha sık karşımıza çıkmaya başladı. Ve artık tasarımcıların bu malzemeyi bir adım ileriye taşımalarının zamanı geldi.
Plastiğin bu kadar dayanıklı olmasını sağlayan moleküler bağlar, diğer yandan ayrışmasını da aynı derecede zorlaştırıyor, böylece plastikler doğadaki varlığını uzun süre sürdürüyor. Geri dönüşüm çabaları bir yana -Amerikalılar kullandıkları plastik ürünlerin sadece %12'sini geri dönüşüm konteynerlerine atıyorlar- çoğunun kullanım serüveni, çöp toplama alanlarında ya da daha da kötüsü doğaya atılmış halde son buluyor. Orada küçük parçalara ayrılıyor, yağlı bir kirle kaplanıyor ve sonunda balıklar ya da kuşlar tarafından yutuluyorlar. Hawaii'nin kuzeydoğusundaki, Texas'ın iki katı büyüklükte olduğu tahmin edilen Büyük Pasifik Çöp Alanı, bu fenomenin en korkunç örneklerinden biri.
İyi haber: Plastiğin sağlam bir alternatifi var. Bitkilerden üretilen plastiklerin (bioplastik) sentetik kuzenleriyle karşılaştırıldığında birçok avantajı var. Uğruna jeopolitik çatışmaların yaşandığı, giderek azalan ve yenilenemeyen bir kaynak olan petrolden üretilmiyorlar, sonsuza kadar var olmayacaklar ve uygun şartlarda bir ay içerisinde tamamen çözünebiliyorlar. Üstelik ayrışırken ortaya çıkan karbondioksit, plastiğin üretildiği bitkiler biçilirken harcanan karbonla dengeli. Kötü haber: Bioplastikler, küresel plastik üretiminin henüz çok küçük bir kısmını oluşturuyor ve daha geniş bir alanda kullanılabilmeleri için bazı önemli engelleri aşmaları gerekiyor.

Aslında bioplastikler yeni değil. 1850'lerde bir İngiliz kimyager, bir tür kağıt hamuru türünde, selülozdan plastik üretti. Daha sonra, 20. yüzyılın sonlarında Henry Ford, arabalarında soya bazlı plastik malzeme kullandı. Hatta 1941 yılında tamamen plastikten oluşan bir araba prototipini halka sundu. Fakat o zamandan beri, bitkisel versiyonlarına göre çok daha avantajlı özellikler sunan petrol bazlı sentetik polimerler sektörü ele geçirdi. İkinci Dünya Savaşı da sentetik plastiklerin üstünlüğünü pekiştirdi ve 70 yıl boyunca hiç dönüp geriye bakmadık.
Son on yıl içerisinde, giderek petrol kaynaklarının azalmasının ve fiyatının artmasının sonucu olarak, bioplastikler yeniden gündeme geldi. 2003 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nin en büyük ziraat firması Cargill'in ortak şirketi NatureWorks ve ülkenin en büyük kimya şirketi Dow Chemical, yiyecek ambalajı, tekstil ürünleri ve bebek bezi gibi tek kullanımlık ürünlerin yapımında kullanılmak üzere konteynerlerde sıkıştırılabilen Ingeo bioplastiklerini üretmeye başladılar. Bir tür PLA ya da polilaktik asit olan Ingeo, günümüzde bioplastiklerin üretiminde en yaygın şekilde kullanılan, mısırdan üretiliyor. Ancak keneotu, şeker kamışı, su yosunu ve hatta tavuk tüyünün kullanıldığı alternatifleri de geliştiriliyor.
Fakat bioplastiklerin kullanımı yavaş yavaş artsa da, henüz diğer dayanıklı ürünlerin performansını karşılayamıyorlar. "Henüz emekleme dönemindeler," diyor Dent, "Bu yüzden kalıplanmış ürünler olarak çok az yerde görebiliyoruz." Cep telefonu kapakları buna bir örnek. Geçen yıl, Japon şirketi NEC, kapağı tamamen mısır bazlı plastikten üretilmiş bir cep telefonu modelini piyasaya sürdü. Bazı başka şirketler de PLA'yı güçlendirmek için lif ekleyerek, biokompozit denilen bir madde üretiyorlar. Fakat bu uygulama malzemenin kirli görünmesine ve bu malzemeden tasarlanan sanayi ürünlerinin talep görmemesine neden oluyor.
Bununla birlikte, bioplastikler yüksek performanslı işlerde kullanıldıklarında bile sorunlar yaşanıyor. Tekstil üreticisi Carnegie, 2005 yılında Insight isimli kaplama kumaşı koleksiyonunda Ingeo ipliği kullanmıştı ancak geçen yıl bu koleksiyonun üretimini durdurdu. Özellikle geniş yüzeylerin kaplanması için üretilen büyük ölçülerdeki kumaşlarda kullanılan PLA ipliklerinin polyesterlere oranla %20 daha pahalı olduğunu belirten Carnegie'den Mary Holt, "Dürüst olmam gerekirse, bu koleksiyon maliyeti yüzünden sürdürülemedi," diyor. Bu fiyat farkı döşemelik kumaş üretiminde göz ardı edilebilir ancak Ingeo, döşemelik kumaşların performans özelliklerini de karşılayamıyor: Aşınmaya, yangına ve ağır temizlik yöntemlerine karşı yeterli dayanıklılığı gösteremiyor. "Ne yazık ki PLA'lar ve diğer biobazlı iplikler, henüz geliştirilme sürecini tamamlayabilmiş değil," diyor Holt.
Üstelik bioplastiklerin tek olumsuz yanı yüksek fiyatları ve düşük performansları da değil. Her ne kadar sıfır karbon ayak izine sahip bir malzeme olsa da, günümüzde bioplastiklerin üretilmesinde sentetiklere kıyasla çok daha fazla enerji tüketiliyor. Ve üretimlerinde yüksek miktarda CO2 ortaya çıkıyor. Ayrıca, bioplastiklerin geri dönüşümünde de sorunlar ortaya çıkıyor. Teorik olarak geri dönüşebilmeleri gerekirken, altyapısı bunu sağlamıyor ve bioplastikler geri dönüşüm döngüsünü bozuyor. PLA'ların üretilmesinde bazı etik sorular da var: Neredeyse bir milyar insan açlık sorunu yaşarken, alışveriş çantalarını ve bebek bezlerini mısırdan üretmek doğru bir hareket mi?

Yine de Dent, bioplastik endüstrisinin bu sorunların üstesinden geleceğine inanıyor. "Bioplastiklerin üretimini giderek iyileştireceğiz. Üretim sırasında daha az enerji tüketilmesini ve daha verimli olmalarını sağlayacağız," diyor ve ekliyor: "Sentetik plastiklerin üretimiyle başlayan 70 yıllık bir tecrübemiz var." Bu işin anahtarı tabii ki talep. Günümüzde bioplastikler için yeterli talep yok. Sentetik plastikler gayet iyi çalışıyor ve yeniden kullanılabilir olmaları çevrecilerin kaygılarını da gideriyor. (Yeniden kullanılabilmeleri kuşkusuz çok önemli fakat plastiklerin sınırlı miktarda üretilmesini sağlayamıyor.)
Ve, bütün mobilya ve endüstriyel ürün tasarımcılarına bir hatırlatma: Bioplastikler geleceğin ürünü olacak! Neden petrol rezervlerinin tükenmesini, fiyatlarının yükselmesini ve Büyük Pasifik Çöp Alanı'nın Birleşik Devletler kadar büyümesini beklemeden bioplastikleri benimsemiyorsunuz? Neden konsept sandalyenizi veya sınırlı üretim dekoratif süs eşyanızı ya da kullanışsız fakat etkileyici görünümlü sanat objenizi tasarlarken bioplastikleri kullanmıyorsunuz? Yüksek kaliteli bir divan tasarlamanız bile mümkün. "Döşemelik kumaşlarda Ingeo plastikleri kullanabilirsiniz," diyor Dent, "Dolgu malzemesi olarak soya bazlı ürünleri ve ahşabın yerine de biokompozit kullanarak bir kanepe tasarlayabilirsiniz"."
http://www.arkitera.com/h42087-gelecegin-urunu-bioplastik.html den alıntıdır.

28 Ekim 2010 Perşembe

HASELTINE POZZİ

Plastik ambalaj atıklarının yarattığı kirliliğe dikkat çekmenin ilginç bir yolu...
Sanatçı Haseltine Pozzi, plastik ambalajların yaşadığımız gezegeni nasıl kirlettiğini gözler   önüne sermek için ilginç bir proje geliştirdi.
Pozzi, özellikle deniz kuşlarının ölümüne neden olan plastik ambalaj atıklarından dev bir heykel yapmaya karar verdi.
California sahillerinde gönüllülerin yardımıyla topladığı plastik atıklarla bu dev heykeli yaptı
Plastik ambalaj atıklarından yapılan bu kuş heykeline "Avery" adı verildi.
Pozzi'nin bu çalışması Artula Enstitüsü, Sanat ve Çevre Eğitimi çalışmalarında da kullanılacak. "Kıyıları temizle" adlı bu çalışmalar sorunun çözüme dönüşmesini hedefliyor.

8 Ekim 2010 Cuma

"GDO" suz Pikniğe Davetlisiniz...

Slow Food/Fikir Sahibi Damaklar grubunun GDO'suz piknik çağrısı şöyle:
2010 dünyada sıcaklığın rekor seviyelere ulaştığı, sel, kuraklık gibi doğal afetlerin hayatımızı tehdit ettiği bir yıl. Hepimizin artık harekete geçme zamanı geldi. İklim krizine yeter demek ve sesimizi duyurmak için Amerikali çevreci ve akademisyen tarafından başlıtılan, 350.org öncülüğünde 10/10/10'da 184 ülkede 6000'i aşkın etkinlik düzenleniyor. Kimi çatısına güneş paneli koyuyor, kimi yürüyüş düzenliyor, kimi ağaç dikiyor, kimisi de rüzgar enerjisi projesi başlatıyor.
Slow Food/ Fikir Sahibi Damaklar da 10/10/10'da iklim değişikliğinden en çok etkilenen alanlardan biri olan tarıma işaret ederek, GDO’suz bir piknik organize ediyor. Endüstriyel tarım yerine organik ve sürdürülebilir tarımı savunmak, dev şirketler yerine küçük çiftçiyi desteklemek, tek bitki tarımı yerine tarımsal biyoçeşitliliği desteklemek ve ne yiyeceğimize kendimiz karar vermek için GDO'suz bir buluşma/piknik yapmak üzere sözleştik. Pazar günü İstanbul’da Maçka Parkı’nda 10:00-12:00 saatleri arası düzenlenecek pikniğe herkes davetli.
Sonrasında saat 15:00’da Galatasaray’dan Taksim’e Küresel Eylem Grubu tarafında organize edilen yürüyüşe Naom Chomsky, Ömer Madra ve 350’ye destek verenler de katılacak.

24 Eylül 2010 Cuma

DOĞADA ÇÖZÜNEN TORBALAR...

Buğday Derneği, Brüksel’de katıldığı Greenweek konferansında stand açan Plastics Europe (Avrupa Birliği Plastik Üreticileri Birliği) ile biyo-bozunur torbaların gerçekten doğa dostu olup olmadıkları konusunu görüştü. Derneğin Tüketici İlişkileri ve Çevre Direktörü Michael Poulsen’in bu konudaki görüşü şöyle:
“Naylon torbaların üzerine ‘biyobozunur ya da doğada çözünür gibi ifadelerin konması kafa karışıklığı yaratıyor. Bu naylon poşetlerin çoğu, ancak çok özel koşullar altında çözünebiliyor ki, bu koşullar dünyada sayılı çöp toplama ünitesinde mevcut.” Bay Poulsen, bu tip bilgilendirmelerin bazen yarardan çok zarar getirdiğini de söyledi: “Süpermarket müşterileri ‘nasılsa doğa dostu’ diyerek bu naylon torbaları bol keseden kullanmaya devam ediyorlar. Doğa dostu gibi görünen bu çözüm aslında doğaya daha fazla zarar veriyor”.

İTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü’nden Doç.Dr. Osman Arıkan ise, konuyla ilgili şu bilgiyi verdi:

“İngilizcedeki “biodegradable plastics” terimi türkçede “biyobozunur plastikler” olarak ifade edilir ve biyolojik olarak (mikroorganizmalar vasıtasıyla) parçalanabilir plastikler için kullanılır. Bununla birlikte gerek ülkemizde, gerekse dünyada hangi tür plastiklerin ‘biyobozunur plastik’ olarak değerlendirileceğine dair tartışmalar yaşanıyor. Bunun nedeni ‘biyobozunur plastikler’ için birden fazla standart test metodunun olması.

Burada testler arasındaki en büyük fark, testin gerçekleştirildiği sıcaklık, pH gibi koşullar. Bununla birlikte testlerin bir kısmı yanıltıcı; örneğin kompost edilebilir plastikler için test sıcaklığı 55 oC’dir. Ancak bu testi geçen plastikler kompostlaştırma işlemine tabi tutulmuyorsa, yani doğadaki sıcaklıklara (maksimum 20-30 oC),  maruz kalıyorsa bu plastiklerin parçalanması testte belirlenen süreden çok daha uzun zaman alacaktır.”

Buğday Derneği, doğada çözünen naylon torbalar bulunduran marketlere aşağıdaki mektubu gönderiyor:
Sayın Yetkili,
Mağazanızda/marketinizde müşterilerinize sunduğunuz “biyo-bozunur/ doğada çözünür” naylon poşetler kişilerde “çevre dostu” algısı yaratmasına rağmen, yapılan araştırmalar bu söylemi desteklemiyor. Doğa dostu tek çözüm olan bez çanta kullanımının yaygınlaşabilmesi için, sizlerden alışverişe bez çantayla gelen müşterilerinizi ödüllendirmenizi, naylon torbaları ücretli hale getirmenizi ve konuyla ilgili bize geri dönüşünüzü
rica ediyoruz.

27 Ağustos 2010 Cuma

COWAY SU ARITMA SİSTEMLERİ

Hiçbir parçasını fason ürettirmeyen,filtresinin ayrıntılarından emin olduğunuz, senelik bakımlarını takip ettirebildiğiniz ve ilk sene bedelsiz yaptırabildiğiniz , tam olarak gerçek arıtma sağlayabildiğiniz arzu ederseniz mineralize de edebildiğiniz, 4 farklı tipi bulunan hem satın alabildiğiniz hem de kiralayabildiğiniz bir su arıtmasından bahsetmek istiyoruz sizlere..

Özellikle evlerde çocuğu olanlar, bebeği olanlar,toplu mekanlarda su tüketiminin fazla olduğu yerler... Kesinlikle tercih edilmesi gereken bir ürün.Çocuklarınızı ve kendinizi şebeke suyundan korumanız gereken bir Türkiye de yaşıyoruz ne yazık ki..
"Sağlığımız herşeyden önemli" sloganı ile yoluna devam eden Coway ürünleri su arıtma-hava filtrasyon ve aklllı klozet kapakları olarak sınıflandırılmış.
http://www.coway.com.tr/
adresinden ürünlerle ilgili tüm bilgileri alabilir , teknik destek için arayabilir, demo isteyebilirsiniz..
Aşağıda Coway teknolojisi ile suyun ne şekilde arıtıldığını okuyabilirsiniz..
Plastik damacanalardan kurtulalım artık...

COWAY TEKNOLOJİSİ SUYU NASIL ARITIR?
Coway arıtma cihazlarına gelen şebeke suyu, sistemde altı farklı arıtma aşamasından geçer. Böylece duru, taze, %100 hijyenik ve mükemmel tada sahip bir içme suyu haline gelir.

1.ADIM
PARTİKÜLLERİN TEMİZLENMESİ İÇİN TORTU FİLTRESİ

Bu tortu filtresi giriş suyundaki partikülleri temizler ve membranlı filtre ile ön-karbon filtresini korur.

2.ADIM
KLOR VE ORGANİK MADDELERİN TEMİZLENMESİ İÇİN ÖN-KARBON FİLTRE

Kötü tat, koku ve renge neden olan organik maddeler, aynı zamanda klor, ön karbon filtre tarafından arıtılır; su berraklaştırılır.

3.ADIM
İLERİ ARITIM İÇİN TERS OZMOS MEMBRANLI FİLTRE

Üzerinde, milimetrenin milyonda biri kadar gözenekler bulunan, yarı geçirgen zardan oluşan membranlı filtre; suyu, çözülmüş halde bulunan kurşun, civa, nitrat, arsenik gibi ağır metallerden ve virüs, bakteri, kireç, çeşitli kimyasallar gibi kirleticilerin tamamından arındırır.

4.ADIM
KOKU GİDERMEK VE SUYUN TADINI İYİLEŞTİRMEK İÇİN SON-KARBON FİLTRE

Hindistancevizi kabuğu kullanılarak performansı ikiye katlanan post-karbon filtre, kokuya neden olan maddeleri temizler. Mikroorganizmaların oluşmasını engellemek ve suyun tadını iyileştirmek için gümüş iyonlar eklenmiştir.

5.ADIM
İNCE TOZUN TEMİZLENMESİ İÇİN İNCE FİLTRE

Bu ince filtre ince partikülleri ya da tozu ve sudaki diğer yabancı maddeleri temizler.

6.ADIM
MİKROORGANİZMALARIN OLUŞUMUNU ENGELLEMEK İÇİN SERAMİK FİLTRE

COWAY TERS OZMOS MEMBRANLI FİLTRE












EN TEMİZ SU, DOĞRU ŞEKİLDE ARITILMIŞ SUDUR.
Ters ozmos teknolojisi, ilk olarak ABD hükümeti tarafından, donanmaya temiz içme suyu temin etmek amacıyla geliştirilen önemli bir buluştur. Ters ozmos işlemi, farklı iyon konsantrasyonuna sahip olan ve aralarında yarı geçirgen bir membran (zar) bulunan iki çözeltinin iyon konsantrasyonlarının eşitlenmesi prensibine dayanır. Ozmatik basınç ile doğal olarak gelişen bu olaya, bir pompa ile veya şebeke hattı basıncı ile ozmatik basınçtan daha yüksek bir basınç uygulandığında, işlem ters ozmos adını alır ve yarı geçirgen membran, sadece temiz suyu geçirerek suyu içerisindeki eriyik halde bulunan organik ve inorganik maddeler, tuzlar, ağır metaller, virüsler ve bakterilerden arındırır.
Tüm Coway ürünleri, su arıtımında ters osmoz yöntemini kullanır. Ters osmoz işlemiyle üretilen su o kadar temizdir ki hassas tıbbi uygulamalarda ve ileri teknoloji üretim işlemlerinde de kullanılır.
BSeramik filtre mikroorganizmaların oluşumunu kontrol ederken, genel hijyen ve standart kalite sağlar.

23 Ağustos 2010 Pazartesi

DOĞAL DOĞUM FELSEFESİ

Her şeyde olduğu gibi doğumda da doğal olanı destekliyoruz...Dr.Hakan Çoker'in doğal doğum ile ilgili görüşlerini anne adayları okusun istedik...
"Doğal doğum mümkün olduğunca müdahalesiz yapılan doğum şeklidir.Doğum, bedenin birçok sistemi devreye sokarak kendi kendine yaptığı otomatik bir bilinçaltı eylemidir.İlkel beyin tarafından yönetilen doğum hormonları tarafından gerçekleştirilir.Siz bu aşamalara müdahale ettikçe doğumun akışı bozulur.
Doğal bir doğumda en önemli şey bedene ve bebeğe güvenmektir.İŞte bu aşamada bilgi devreye girer.İnsan bilmediğinden korkar.Korkular ilkel beyin tarafından tehlike mesajları olarka algılanır.Tehlike durumunda da beden doğumu durdurur.Bilgi ise korkunun panzehiridir.Bilgi sayesinde korkular yerini güvene bırakır.Güven dolu bir ortamda doğumlar çok daha kolay gerçekleşir.İşte bu yüzden evde veya ev tipi doğum odalarında doğumlar çok daha kolay ilerler.
İkinci aşamada kadınların gevşemeyi ve kendini bırakmayı öğrenmeleri gerekir.Bazı kadınlar bunu kendiliğinden yaparken, bazıları için gevşeme egzersizleri ile doğuma hazırlık çok olumlu etkiler bırakır.Gevşeyip bedenini izleyenler rahat ve doğal doğumların en büyük adaylarıdır.
Doğal doğum hormonları bir yandan anneyi bir sevgi denizine çekerken bir yandan da anne ve bebek kavuşmasını hazırlar.Doğal doğum sonrası anne bebek kavuşması çok daha duygusal ve bağlayıcıdır.Bebekler doğal doğumda çok daha aktif ve farkında doğarlar.Çok daha çabuk sakinleşir çok daha çabuk emerler."
Op.Dr.Hakan Çoker  http://www.dogaldogum.com/